20 Mart 2010 Cumartesi

akşam

yanında kendimi mutlu hissediyorum elbette. yine de dün akşam bir başkaydı. önce film izlemiyoruz diye bana yaptığı ısrara kızdım. şimdi farkediyorum ki sadece söylediklerim olsun istiyorum. elbet herkes bunu ister ama biri bana karşı geldiğinde deliriyorum. normalde abartılı bir biçimde hiddetlenirken, onun yanında kendimi kontrol edebiliyorum. tamamen onunla alakalı bu. içimdeki kötü özelliklerimi törpülüyor. başka bir insan oluyorum. sadece ben değil başkaları da farkediyor bunu. dengemi sağlıyor. onu bu yüzden de seviyorum. :)
bu küçük kızgınlığım hemen geçti. çünkü uzatamıyorum. biraz oyun oynadık. şu masada oynanan masa okeyini(?) oynadık. bir türlü yenemedim. hatta o yüzden 3 jeton aldım ki birinde yenilirsem diğerinde kazanırım diye. olmadı. alamadım. ardından ilk kez bowling oynadım. yaşıtlarıma baktığımda bu tür etkinliklere hep geç kalmışımdır. bowlingten uzak kalmamın ise başka - saçma bir sebebi var-dı. küçükken -hala- delirirdim çakmaktaşları izlerken. bir bölümde fred'in  parmakları bowling topuna saplanıp kalmıştı. hep topu fırlatamayacağım ve topla sürükleneceğimi düşünürdüm. öyle olmayabiliyormuş. bi de sevgilimi yendim. acemi şansı dedikleri bu olsa gerek. bir de strike yaptım. kardeşime göre ise o kadar top atınca elbet yapılabilirdi.
oradan çıkıp yemek katına çıktık. yemek yerken konuşmaya başladık. benim gevezeliğim zaten değişmedi de sevgilim konuştu. anlattı, anlattı, anlattı... o anlattıkça ben hayran kalıyordum ona. sesi, mimikleri, gülüşü.. of! seviyorum onu. çeşitli bahanelerle  bi iki kez öptüm. doymadım. onun gibi bir çocuğum olsun istiyorum. ona benzesin. böyle alıp sarıp sarmalayayım... son evlerimize döndük. halbuki daha nescafe yapacaktım..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder