22 Haziran 2009 Pazartesi

bir günün sonu

bugün şaka yapmaya çalışırken herşeyin içine ettim. çok üzgün ve pişmandım. genelde böyle durumlarda çok umarısz davranan ben mahvolmuştum. özür diledim. olmadı. konuşmaya çalıştım ısrarla. o da olmadı. geriye susmak kaldı. sustum sustum. sonra göz saate ilişti. zaten sessizlik benim canıma okuyordu. en iyisi kalkmaktı. belki bir şey değişirdi. kalktık. yine o lanet olası önerilerde bulundum. yol boyunca sessizlik kendini korudu. arada trafiğe sıkışmış olmanın isyanlarını duyuyordum. sanki suçlu benmişcesine içime kapanıyordum. evet, lanet olsun bu şehire. ben burdayım ama. hep burdaydım. seviyorum da burayı. yol uzadı uzadı. bitmeyecek gibiydi. geçen her dakika arada duyduğum sesler ile birlikte sessizlik iyice işkence haline dönmüştü. bir an önce herşey olsun bitsin istiyorum. sonra bir ara Yeni Türkü'nün Yağmurun Elleri çaldığını farkettim. aklıma bir şeyler geldi. bir an ısınır gibi oldum. aklıma güzel şeyler geldi. şarkı biterken yine o sessizlik vardı. ben daha fazla buna tahammül edemiyordum. ardından bir bağırışma duydum. sevdicek başka bir arabadaki şoför ile küfürleşmeye başladı. zaten yay gibi gerilmişken tuzu biberi oldu. çok korktum. o kadar korktum ki...
sessizlik bitsin diye bir an önce inmek istedim. o da olmadı. sonunda patlak verdim. öptüm ve kaçtım. eski günlerimi özlüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder